Koronavirüs Pandemisi ve Bilim

Posted by: Sedat Bostan 1 ay, 4 hafta ago

Koronavirüs pandemisinin Avrupa’da artışı devam etse de, artış hızı düşme eğilimindedir. Yükselişin merkezi ABD’e olarak görülmektedir. Rusya, Hindistan, Pakistan gibi ülkeler büyük nüfusları ve coğrafyalarıyla pandemiyi yeniden ateşleme potansiyeline sahiptir. Pandemi Türkiye’de Avrupa’ya benzer şekilde seyretmektedir. Farkı, yoğun bakıma alınan ve ölen hasta sayısı açısından Avrupa’nın genel resminden ayrılarak Almanya, Güney Kore örneklerine yaklaşmasıdır.

Sağlık açısından sürecin yönetilmesinde başarılı tablonun arkasında, sağlık sisteminin gücü ve bu gücü doğru şekilde harekete geçirerek sürece liderlik eden Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca ve Pandemi Bilim Kurulu bulunmaktadır. Sağlık açısından başarının diğer bir ayağı da bazı yanlışlar olsa dahi kurallara uymakta, yardımlaşma ve dayanışmada örnek olan vatandaşlarımızdır.

Sürecin en az iki-üç ay daha devam edeceği görünen köydür. Bu nedenle ümit verici gelişmeleri abartmadan, musibette sabır silahını kullanarak, evde kalmaya, sosyal mesafeye uymaya, maske takmaya ve el yıkamaya devam etmeliyiz.

Koronavirüs pandemisi sürecinde ilk kez bilim ve bilim insanlarının önemi bu kadar iyi anlaşılmıştır. Teknik ve sosyal olayların –ki sağlık tanı ve tedavi açısından teknik görünse bile bir sosyal olgudur- yönetilmesinde bilim insanlarının danışmanlığının ne kadar etkili olduğu görülmüştür. Bilim kurulu üyelerimiz ve ülkemizde yaygın üniversite ağı içerisinde bulunan bilim insanları sorunun çözümüne katkı yapma ve kendi sorumluluklarını yerine getirme adına yetkin olduklarını göstermişlerdir. Kendilerine fırsat verildiğinde yapacakları çok şey olduğunu fiilen ifade etmişlerdir.

Koronavirüsün tanınması, hastaların teşhis ve tedavi edilmesi, ilaç ve aşı geliştirilmesi tıbbi ve teknik bilimlerin çalışma alanıdır. Birçok bilim insanı ve laboratuar bu konuda çalışmalarını yapıyor ve insanlık için ümit ışığı olarak görülüyor. Bununla birlikte bireyin ve toplumun hassasiyetleri, alışkanlıkları, bunları değiştirme kapasitesi, bulaş zincirini kesme ve etkeni izole etme en az ilaç kadar, aşı kadar önemli bir konu olarak kucağımızdadır.  Burada devreye sosyal ve yönetim bilimleri girmektedir. Sosyoloji, psikoloji, sosyal psikoloji, iletişim ve yönetim bilimlerinin toplumsal uygulamalarda bilimsel danışma sürecine alınması gerekmektedir.

Bilim kurulumuz ağırlıklı olarak enfeksiyon, göğüs, çocuk hastalıkları uzmanları, bir yoğun bakım, bir halk sağlığı uzmanı ve bakanlık bürokratlarından oluşmaktadır. Hastalığın tanılanması ve tedavini geliştirilmesi açısından çok güçlü ve başarılı bir bilim kurulumuzun olduğunu söylemek övgü değil, gerçeğin ifadesi olacaktır.

Mevcut bilim kurulumuzu, hastanın bakımını yüklenen hemşirelik uzmanları ve sağlık kurumunun tedarik ve idari süreçlerini yöneten sağlık yönetimi uzmanlarıyla takviye edilmesi daha da güçlendirecektir.

Koronavirüsle toplumsal mücadelenin başarısını artırmak için bilim kuruluna ikinci bir halka eklenmesi faydalı olacaktır.  Bu halkada Türk toplumu konusunda ve sağlık sosyolojisi alanında uzman sosyolog, sosyal psikolog, psikolog, iletişimci, sağlık yöneticisi, siyasal yönetimci, halk sağlığı ve aile hekimliği uzmanları yer almalıdır. Mevcut birinci bilim kurulu hastalıkla ilgi önlemleri geliştirdiğinde, ikinci halka bu önlemlerin toplumsal yapıya uygun olarak nasıl hayata geçirileceğini tartışarak öneriler geliştirebilir. Böylece televizyon ekranlarında sürekli kötü örnek olarak gösterilen, eleştirilen ve Cuma akşamı yaşanan riskli durumların ortaya çıkmasını engellemeye yönelik adımlar atılmış olur.

Bilim insanlarının koronavirüsle mücadelede önemli diğer katkısı, koronavirüs pandemisinin bireye, sağlık sistemi, üretim sistemi, sosyal sistemler ve toplum üzerine olan etkisini araştırılmasıyla sağlanacaktır. Koronavirüs pandemisi sonrası her açıdan büyük değişimler öngörülmektedir. Pandeminin etkisi ve değişim potansiyelini tespit ederek insanlığa katkı yapmak ve krizi fırsata çevirmek için bu çalışmalar hayati önemdedir. Bilim insanlarının araştırmaları ve veri toplama çalışmaları gereksiz bürokrasilere ve korkulara teslim edilmemelidir. Eksikleri görmek, sırtındaki akrebi yakalamaktır.

Marifet iltifata tabidir. Bir daha düşünelim “Ulema mı ümeranın kapısında olmalı? Ümera mı ulemanın kapısına varmalı?”